• 37. Kudsi Hadis-i Şerif
2608.2017

37. Kudsi Hadis-i Şerif

Yüce Allah'ın C.C. Hz. Muhammed S.A.V. efendimiz aracılığı ile bizlere bildirmiş olduğu kudsi Hadisi şeriflerin 37. sini makalemizde sizlerle paylaştık okumanızı tavsiye ederiz.

Öncelikle bilmeyen kardeşlerimiz için kudsi hadis-i şerifin ne demek olduğunu aktaralım 

Kudsî hadis: Allah Teâlâ tarafından vahiy, ilham, rüya gibi değişik bilgi edinme yollarıyla anlamı Hz. Peygamber'e bildirilen, Allah Rasûlü'nün de kendi ifadeleriyle Allah'a nispet ederek aktardığı hadislerdir. Bunlara "rabbânî hadisler" keza "ilâhî hadisler" de denmektedir. Bu hadislerin lafızları Kur'an gibi mu'ciz değildir. Bu tür hadislere Kur'an'dakine benzer bir ilahîlik vasfı kazandırmak, Allah ile bağıntısı olduğunu göstermek amacıyla kudsiyet atfedilmiş ve bunu ifade etmek için de "kudsî" ifadesi kullanılmıştır. 

Manası Allah'a ait olduğu için kutsallık boyutu vurgulanmış, Rasûlullah ifade ettiği için de hadis denmiştir. Zira Allah'a izafe edilmek, Hz. Peygamber'in diğer hadislerinde olmayan bir özelliktir. Bu açıdan ne Kur'an mertebesi kadar yüksek bir konumdadır. Ne de hadîs-i şerif mertebesindedir. İkisinin arası bir konumdadır.

37. Kudsi Hadis-i Şerif

Yüce Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır:

"Ey Âdemoğlu!

Elini vicdanına koy ve kendin için istediğin şeyi başkası için de iste.

 Ey Âdemoğlu! Bedenin zayıf, dilin hafif meşrep (ileri geri ayarsız konuşur), kalbin ise merhametsizdir.

 Ey Âdemoğlu! Sonun ölümdür. O sana gelmeden önce sen onun için amelde bulun.

 Ey Âdemoğlu! Uzuvlarından hiçbirini ona ait rızkı yaratmadan var etmedim.

 Ey Âdemoğlu! Seni gözsüz yaratmış olsam göze hasretlik duyacak; sağır yaratmış olsam duymaya özlem çekecektin. Sana bahşettiğim nimetlerimin kıymetini bil ve bana şükürde bulun; nankörlük etme, sonunda dönüş banadır.

 Ey Âdemoğlu! Taksim edip sana ayırdığım rızkı elde etmek için kendine sıkıntı verme. Sana ayırdığım rızk, sen onu tümüyle elde edene kadar seni aramaktadır.

 Ey Âdemoğlu! Benim adımla yalan yeminde bulunma! Benim adıma yalan yeminde bulunanı ateşe atarım.

 Ey Âdemoğlu! Rızkımı yediğin vakit hemen ardından bana kulluğa yönel.

 Ey Âdemoğlu! Benden yarının rızkını isteme; çünkü ben senden yarının amelini istemiyorum.

 Ey Âdemoğlu! Ben senin az ameline razı olurken, sen benim sana bahşettiğim çok rızka bile razı olmuyorsun.

 Ey Âdemoğlu! Dünyayı kullarımdan birine bırakacak olsam; kullarımı bana itaate davet etsinler ve emirlerimi uygulasınlar diye peygamberlerime bırakırdım.

 Ey Âdemoğlu! Ölüm sana gelmeden önce nefsin için çalış. Hatalarının örtülmesi ve cezasının hemen verilmemesi seni aldatmasın; şüphesiz onları takip edip yazan melekler vardır.

 Hayatın devamı ve uzun emel sana tövbeyi unutturmasın. Yoksa tövbeyi, pişmanlığın sana bir fayda yermeyeceği zamana tehir ettiğine pişman olursun.

 Ey Âdemoğlu! Benim sana verdiğim maldan zekâtını ayırmaz ve fakirlerin hakkını esirgersen zalimlerden biri sana musallat edilerek malın elinden alınır. Buna karşılık sana sevap da vermem.

Ey Âdemoğlu! Rahmetimi dilersen bana itaate sarıl. Azabımdan korkuyorsan bana isyan etmekten sakın.

 Ey Âdemoğlu! Dünya sana yöneldiğinde ölümü, günahlara arzu duyduğunda da tövbeyi hatırla.

 Mal kazanacak olursan hesabını vereceğini, yemeğe oturacağın vakit aç olanları, nefsin seni bir zayıfa karşı gücünü kullanmaya çağırdığında Allah’ın gücü ve kudretini hatırla ve bil ki Allah dilese onu sana musallat edebilirdi.

 Başına bir belâ geldiğinde, ‘La havle ve lâ kuvvete illâ billâh (kötülükten korunmak, hayırlarda muvaffak olmak ancak Allah’ın yardımı ile mümkündür)’ diyerek yardım dile.

Hastalanırsan sadaka vererek bedenine şifa ara.

Sana bir musibet erişecek olsa, ‘innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn (Biz Allah’ın mülküyüz ve O’na döneceğiz) de!"

Yorumlar

  1. KAYITLI YORUM BULUNAMADI

( Sizin Görüş ve Önerileriniz Bizim İçin Çok Önemlidir O Sebeple Yorumlarınızı Bizden Esirgemeyiniz )
Yorum Yaz